
Maç başladı, Demba Ba santradan denedi, Arsenal
kalecisinin aklı gitti, tribünlerin aklı gitti, Televizyon başındaki herkesin
aklı gitti. Zaten ateşlenmiş bir taraftar vardı orada ve 1. Saniyeden itibaren
gaz %500 arttı. Savaşta gibiydi Beşiktaş. Arkasında resmen Arsenal’i 5-0’dan
aşağı yenmemesi gerektiğini hissettiren bir taraftar vardı. Bu ne kadar yarar
sağladı sizce? Arsenal kalesi abluka altına alındı, o ortalıkta sürekli dönen
Ramsey, Wilshere top bile görmedi bir süre. Çok gaza geldik değil mi? Alacaktık
bu maçı, burada bitirecektik her şeyi…
Ba kaçırdı, o kaçırınca tribünler daha da ateşlendi.
Beşiktaş hiç durmadan koşuyor, mücadele etmeye çalışıyordu hem de en mücadeleci
oyuncusu Atiba olmadan. İzlerken biz bile kendimizi kaptırmışız 90 dakika böyle
gidecek sandık. Tek kale, kendi yarı sahasında hapsolmuş Arsenal…
Dakika 25’i gösterdiğinde her şey bitmişti aslında.
Ne tribünde bir ses, ne de Beşiktaş’ta koşabilecek bir tane adam kaldı. Nefes
almadan koşan Demba Ba 30. dakikayı göremeden bitti. Herkes bitti. O 25
dakikalık bölümde önemli olan inanç, teknik, hırs, mücadeleydi ve Beşiktaş çok
ağır basıyordu rakibine göre. Dayanıklılık, tempo gibi unsurlar için daha çok
erkendi çünkü… Sonrasında ise taraftarın “Kartal Gol Gol Gol” tezahüratından bitap
düşmüş 11 adam kaldı sadece sahada.
Beşiktaş taraftarı bu ülkedeki en iyi, en etkili
taraftar. Ligde bundan çok ekmek yiyor Beşiktaş doğal olarak ama bazen yeri,
zamanı önemlidir bu işin. Sizce bu maçta Beşiktaş taraftarı takımına destek mi
oldu? Arsenal ve Beşiktaş fizik ve kondisyon açısından kıyaslanmayacak iki
takım tabii ki fakat bence takımının 25 dakikada bitmesine yol açan unsurdu
taraftar. Biliç bile kenarda kendini yırttı sakin olmaları, yavaş olmaları
için. O biliyordu takımının fizik gücünün Arsenal ile arasında uçurumlar
olduğunu. Erken bir gol kontrolsüz bir maçı ve yenebilecek bir gole sebebiyet
verebilirdi. Bundandır taraftara karşı hoşnutsuzluğum…
Gelelim en önemli konuya. Takımın erkenden
bayılmasının asıl sebebi tabii ki taraftar olamaz. Türk ve Türk asıllı
oyuncuların hiçbiri fizik olarak hazır değildi. Oğuzhan’ı biliyorduk zaten
görev olarak fiziğinin çok da üst düzey olmasına gerek yok fakat Olcay, Necip,
Kerim Frei, Gökhan Töre resmen döküldü. Bu adamlar haftalardır Atiba’nın
ekmeğini yemiş, bunu görmüş olduk. Hadi Gökhan yeni geldi, transferi uzun
sürdü. Kerim, Necip ve Olcay? Her seferinde çıkıp “harika bir kamp dönemi
geçirdik” demekle olmuyor sanırım. Geçen gün Ali Ece demişti bunu sanırım,
zaten kimse kötü bir hazırlık dönemi geçirdik demiyor.
Ramon Motta… Tüm Beşiktaşlı arkadaşlarım bu adamı
çok seviyor, bütün spor programlarında, her yerde bu adam övülüyor da övülüyor.
Ne yapıyor da bu kadar seviliyor Motta? Asıl mevkiisi sol açık olan bir adamın
sol beke evrilmesinden dolayı doğan “gamsızlık” sorunu var adamda. Senin
karşında Alexis Sanchez oynuyor be kardeşim. Ne bu cüret, nereden geliyor da bu
cesaret sürekli hücumdasın. Sanchez bi’ tane atsa veya attırsaydı, ki sürekli
koridor yaptı sağ kanadı, şimdi burada üzgün rollerde olurduk. Feyenoord
maçlarında da sürekli dert, tasa yarattı bu adam. Sürekli Serdar Kurtuluş şöyle
kötü, böyle kötü deniyor ya asıl bu adam büyük sıkıntı. 10 maç iyi oynuyor diye
mahvettiği 10 maç gözden kaçmasın lütfen doğru izleyici olun, pollyannacılıktan
vazgeçelim.
Peki 0-0 iyi bir skor mu oldu? Beşiktaş maçın
başındaki baskılı, agresif futbolunu maçın sonunda oynamalıydı asıl. Bunu yapamadığı
için, hemen tükendiği için 0-0 çok avantajlı bir skor. Ba’nın sağ çekip vurduğu
şutu gol olsaydı bu maç 1-0 bitmeyecekti bunu bilmemiz gerekiyor. Bu yüzden 0-0’ın
çok avantajlı olduğunu düşünüyorum.
Umarım gollü bir beraberlikle Londra’da hepimizi sevindirir
Beşiktaş. Bu maç 1-0, 2-0 da bitseydi çok da umutlanmamamız gerekecekti yine
kendimizi kandırmamalıyız. Sakın unutmayın, Liverpool’u İnönü’de eze eze 2-1 yenmişti Beşiktaş. Sonrasını biliyorsunuz..
Tufan Demir
Mail: tufan.demirr@gmail.com
Twitter: @tufandemirr
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder